1Q84
- 29/05/2017
Taksinin radyosunda FM’den klasik müzik programı yayınlanıyordu. Çalan parça, Janáček’in “Sinfonietta” adlı eseriydi. Tıkanmış trafiğin ortasında kalakalmış bir takside dinlemek için uygun bir müzik olduğu söylenemezdi. Orta yaşlı şoför, sanki pruvada durmuş, kaygı verici dalgaları okumaya çalışan usta bir balıkçı gibi, ön tarafta kesintisiz uzayan araba kuyruğunu sessizce izliyordu sadece. Arka koltuğa iyice gömülen Aomame gözlerini hafifçe kapatmış, müziği dinliyordu. Janáček’in “Sinfonietta”sının başlangıcını duyar duymaz, o müziğin Janáček’in “Sinfonietta”sı olduğunu hemen bilecek kaç kişi çıkar acaba? Muhtemelen “çok az” ile “neredeyse hiç” arasında bir yerlere denk düşen bir sayı. Fakat nedense, Aomame biliyordu.

