AFORİZMALAR
- 26/06/2017
O, kendini tanıyor; başkalarına inanıyor; bu çelişki her şeyini bir testere gibi doğruyor. O, ne cüretkâr, ne de pervasız. Ürkek de değil. Özgür bir yaşam onu korkutmazdı. Ama böyle bir yaşam ihsan edilmedi ona, ama bu da tasalandırmıyor onu, doğrusu kendisi için tasalanmıyor bile. Ama hiç tanımadığı birisi var ki, sürekli onun için, sadece onun için tasalanıyor. Birisinin kendine yönelik tasalan, özellikle bu tasaların sürekli olması, yalnızlık anlarında işkence eden bir başağrısı yapıyor onda. O, bir Dağılış içinde yaşıyor. Elementleri, avare avare dolaşan o kalabalık dünyanın çevresinde başıboş dolanıp duruyor. Arada sırada, sırf kendi odası da bu dünyaya ait olduğu için, uzaktan uzağa onları görüyor. Onlar için nasıl sorumlu olması beklenebilir ondan? Buna artık sorumluluk denilebilir mi? O'nun her şeyi, bir lokantada kendisine hizmet edilmesi gibi en sıradan şeyi bile, polisin yardımıyla zorla elde etmesi gerekiyor. Bu, hayatın bütün konforunu alıp götürüyor.

