p>ÖNSÖZ
Önce, tragedyalardan çıkmışa benzeyen ablak, sarı bir surat geçti yanlarından, generaldi bu... General yorgun gö rünüyordu. Bin kadar adamın yanından geçerken, başını, morarmış göz keseleri, sarı sıtmalı gözleri ve gevşek, ince dudaklı ağzıyla talihsizliğe uğramış bir adamınki gibi ça buk çabuk sallıyordu. Tozlu dikdörtgenin köşesinden baş lamıştı yürümeye... Her birinin yüzüne yas dolu gözlerle bakıyor, gevşek, hareketsiz ve cansız adımlarla köşeleri dönüyordu. Göğsünde yeteri kadar nişanı vardı, gümüş ve altın parıltılıydı, ama boynu boştu, nişan yoktu boynun da... Hepsi de gördü bunu... Bir generalin boynundaki ha çın öyle pek önemli bir şey olmadığını biliyorlardı. Ama,
buna bile sahip olmadığını görünce sarsıldılar. Bu nişansız, sarı, zayıf general boynu, yitirilmiş savaşları getiriyordu akla. Başarısızlığa uğrayıp geri çekilmeleri, sonra zılgıtları, yüksek rütbeli subayların kendİ aralarında birbirlerine alayla, azap çektirerek verip veriştirmelerini, iğneli telefon konuşmalarını, yerlerinden alınan kurmay başkanlarını, bir de akşamlan ceketini çıkarıp içki içmek için ince ba cakları, sıtmalı bedeniyle yatağının kenarına ilişen ve umutsuz görünen yorgun, yaşlı bir adamı akla getiriyordu.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.