İmparatorlukların tarihi birçok şeyi açıklar. Amerikan İmparatorluğu deneyimi yeni bir olgudur. Daha önceki büyük imparatorluklarda kişisel çıkarlar bugünkü Amerikan imparatorluk projesinde olduğu kadar iç içe geçmemiştir. Bunun esas nedeni, Amerikan imparatorluk deneyiminin köken itibariyle (yan özel!) mali bir proje olmasıdır ve bu noktada daha öncekilerden keskin bir şekilde ayrıimaktadır. İmparatorluk ve servet; aralarında organik bir ilişki olduğu bilinen bir gerçektir fakat Amerikan projesi bu ilişkinin düzenini ve yapısını değiştirmiştir. Avrupa deneyiminde sermaye, imparatorluğun ardından gidiyor ve imparatorluğun koruması altında emin bir şekilde savaşlarda arta kalanları topluyordu. Amerikan deneyiminde ise bu işleyiş tam tersine çevrildi. Amerikan sermayesi imparatorluk yolunda önde gidiyordu. Sermaye başlangıçta kendini ve başkalarını koruyabileceği kuruntusuna kapıldı, fakat çok geçmeden imparatorluğun ordularını ve donanmalarını arkasından çağırmak zorunda kaldı. Yani artık sermaye önden gidiyor, arkasından silah ye işgal geliyordu.Amerika'nın elinde, Amerikan gücünü savaş yolunda kışkırtmada profesyonelleşmiş düşünürlerden müteşekkil tehlikeli bir ordu oluşmuştur. Bu insanlar, dünyanın tümünü değiştirme planlarını içeren gündemler belirlemektedirler. Açıkça görülmektedir ki, Amerikan kapitalizmi profesyonelleşmiş insanları istihdam eden düşünce kuruluşlarını desteklemekte ve finanse etmektedir. Bu düşünce kuruluşları neredeyse dünyanın dışında bile kapitalist düzenin uygulanmasında ısrar etmekte ve dünyanın yeni düşünce tanklarında kendini koruma altına alan bu Amerikan deliliğine dünyanın alkış tutmasını istemektedir!Amerikan İmparatorluk çetesi petrol, silah, tüketim malzemeleri, elektronik eşya ve borsa baronlarının, reklam ve medya kartellerinin "istila" mantığıyla Amerikan karar mekanizmasını istedikleri yönde kullandılar. Amerikan silahını uçuruma doğru sürükleyerek, uçurumda "güç" düşüncesi "şiddet olgusu"na dönüştü ve savaş stratejileri adam öldürme eylemi haline geldi. Bu vahim durum, yönetimin hukuktan, adaletten uzaklaşmasının, kanun tanımazlığının ve karar sahiplerinin meşruiyetle oynamasının doğal sonucudur. Böylece kamuoyunun değerlerini kişisel çıkarlara perde yapmışlar ve bu nedenle devletlerin şerefinin tükenmesine ve bilincinin zayıflamasına, toplumların kendi içinde bölünmesiyle yönetime heybet kazandıran ve itaat edilmesini sağlayan anayasal ve ahlaki güvencelere güvenin yok olmasına neden olan bir krize yol açmışlardır!
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.