XXI. yüzyılda bunca önemli çalışma ve araştırma alanı varken, çözülmesi gereken yığınla sorun dururken, bu Türk azınlığı konusu da nereden çıktı? Neden Bulgaristan Türkleri mercek alltına alınmıştır? Neden azınlık sorunsalı ve asimilasyon? Neden etnik hak ve özgürlükler? Neden soya dönüş süreci? Bu yapıtın yazarı olarak ben, Türk okuyucusunun, kitabı okuduktan sonra, bu tür sorulara karşılık olarak bekledikleri yanıtları bulabileceklerini umut ediyorum. Çünkü bu kitap aslında bu tip sorulara yanıt arama gereksinimini giderme dürtüsüyle hazırlandı.
Özet olarak söylemek gerekirse;
- Bu kitap, sözde Ermeni soykırımının ısrarla gündeme getirildiği bir dönemde, XX. yüzyılın sonlarında, Bulgaristan Türklerine uygulanmış olan etnik asimilasyona dikkat çekmek için yazılmıştır.
- Bu kitap, hem sosyalist hem de postsosyalist dönemi kapsayan, Bulgaristan yakın tarihinin çeyrek yüzyıllık karmaşık bir dönemin aydınlatılmamış iç yüzünü ortaya koymak amacıyla kaleme alınmıştır.
- Bu kitap, Türk topluluğunun maruz kaldığı zorla isim değiştirme ve yeniden doğuş sürecinin belgeler ve bilimsel kanıtlarla sergilenmiş hüzünlü hikâyesidir.
- Bu kitap 1989 yılında 350 000'den fazla Bulgaristan Türk'ünün evlerini ve yurtlarını terk ederek Türkiye'ye göç etmelerinin sosyal, kültürel ve siyasal dramını yansıtmaktadır.
- Bu kitap, Bulgaristan Türklerinin etnik kimlikleri, gelenek - görenekleri, hak ve özgürlükleri adına yürüttükleri onurlu savaşın destanlaşan hikayesidir.
- Bu kitap, sayıları 3 ile 6 milyon arasında olan Bulgaristan kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına bir tarihsel geçmiş hatırlatmasıdır.
- Bu kitap, Bulgaristan Komünist Partisi'nin "sosyalizm" vaadiyle başlatıp, sonradan gerçek sosyalizmle, eşitlikle, halkçılıkla, bireysel ve toplumsal özgürlüklerle, uluslararası etnik kimliğe dayalı insan hak ve özgürlükleriyle bağdaşmayan bir düzenin sosyal faşizme yönelecek denli yozlaşmasını anlatmaktadır.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.