Küresel kapitalizm, devletleri toplumsal, politik güçlerinden ve meşruiyet kaynaklarından yoksun bırakmaktadır. Ulus devletler bu çöküşü maskelemek adına milliyetçi söylemlere sarılmaktadırlar. Uluslararası firmaların ve küresel kapitalist imparatorluğun ideolojik, askeri, mâli ve kültürel tahakkümü altındaki devletler, hükümette hangi parti olursa olsun egemenliklerinin çürümesinin başlıca sorumlularıdır. Modernizme saplanan; refom yanılsamaları, kapitalist bloklara eklemlenmeye dayalı kurtuluş reçetelerine sarılan devletler, sadece kendi İntiharlarını yönetebiliyorlar. U.S. Federal Bank, GATT, G-7, OECD, IMF, Dünya Bankası, Davos Forumu, Dünya Ticaret Örgütü, MAI ve GATS anlaşmaları gibi meşru bir politik hukuka dayanmayan, küresel faşizmin oligarşik örgütleri; tüm ülkelerde anayasalar, yasalar, anlaşmalarda tezahür eden egemenliğin ve politikanın cellatları olarak küresel sermayenin istediği "teknik" ölçütlerin benimsenmesi için baskı yapıyorlar. Egemenlik uluslararası şirketler ve işbirlikçilerine geçmektedir. İnsanlığı büyük bir krizle çürüten rantiye kolektifleri, dünya ölçeğinde uluslararası bir aristokrasi oluşturuyorlar. Dünya, küresel faşizmin dayandığı mâli-finansal-endüstriyel-mafyatik aristokrasinin yönetiminde, cumhuriyetlerin tarihsel çöküşe terk edilişini izliy Egemen haline gelmiş uluslararası (imparator) şirketler karşısında halkların iradesi ayaklanmadıkça değer taşımıyor.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.