p>Ölüm, son derece teorik'tir.
İntihar, eylemsiz ölüm'dür.
Avrupa matbuat ve kanalları, "suicide", birincisi "sui", kendi ve ikincisi, "cide" veya "cider", öldürmek, anlamındadır ve biz "intihar" diyoruz, bu sözcüğü kullanmıyorlar, "kamikaze" deyişini tercih etmektedirler. Japonca'dan geliyor, "kami", Tanrı ya da kutsal ve "kaze", rüzgar demektir, etimolojik sözlüklerden öğreniyoruz ve "kutsal-yel" diyebiliyoruz. Biz ne demeliyiz, bu arayış ve görüşüm yeni değildir, gerçi bu meraktan dönmüştüm, Paris'te, auto-exilé dönemde, Brüksel'de televizyondan bunu da ifade etmiştim, Kürt kızlarının, çarşaf giyip karakolların önlerinde kendilerini patlatmalarını doğru ve anlamlı bulmuyordum, fakat bir sözcük bulmak gerekiyordu, çünkü bunlar aşklarına cevap bulamadıkları veya iflas ettikleri için, bu dünyadan göçmüyorlardı ve gereklilik hâlâ var. Yaptığım, bir anlamda a-politik ve herkesin şiddet arayıp tartıştığı bir demde, belki soğuk ve sadece dil sevgisini dile getirmekten ibaretti, böyle değerlendirilmediğini daha sonra anladım. Gönüllü olarak ülke'ye, bu "hapse" anlamına geliyordu, döndüğümde, bundan dolayı da dava açtılar, erken eylülist dönemde bir sekiz yıllık mahkumiyet kararı gerekçesine, bir yandan "şeytana pabucunu ters giydirecek kadar zeki" ve diğer yandan da "sovyetolog" ibarelerini yerleştirmişlerdi ve geç eylülist diktatoryada, dil sevgimden dolayı da tutukluydum, yalnız artık bir götürü yol bulunmuştu, hep beş yıl deniyordu, bu dilbilimsel titizliğim nedeniyle, yine beş yıl hapis istediler. Verdiler mi, dgm'ler o kadar çok hüküm kesti ki, izlemeyi bırakmıştım, bilmiyorum. Elli ya da yüz yıla bir beş yıl daha eklemeyi dikkate değer bulmuyordum, ilgilenmedim. Bildiğim, dilbilim meselesini hâlâ çözebilmiş olmaktan uzağız ve şimdi, İlyas Kuncak için ne diyeceğiz, soru ortadadır. İlgim, hâlâ buradadır.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.