1956 yılının ilkbaharı idi. Dönem, Demokrat Parti dönemi. Nafîa vekili (Bayındırlık Bakanı) Tevfîk İleri, Çalışma vekili (bakanı) Mümtaz Tarhan ve beraberlerindeki birkaç zevat Elazığ 'a gelmişlerdi. Bizim okula da geleceklerini haber verdiler. Tam onlar geleceği sırada Din Dersleri hocamız Zeki Canan Bey beni ders anlatmaya kaldırdı. Ben İlâhî Kitapları anlatıyordum. Konu İncil'di. İşte bu anda bakanlar ve beraberindekiler, gazeteciler, meb'uslar (milletvekilleri) içeri girdiler. Bana devam etmemi söylediler. Ben de devam ettim, okuduğumuz kitaplardan ve hocalarımızdan öğrendiklerimizi anlatıyordum:" İnciller Hz. İsa zamanında yazılmamıştı. Sonradan havariler, hafızalarında kalanları anlattılar. Onlardan duyanlar da, kendi anlayışlarına göre birtakım eserler kaleme aldılar. Yüzlerce İncil oluştu. Nihayet 318 tarihinde Konstantin'in emriyle İznik'te bir konsil toplandı. Bu toplantıya bine yakın delege katılmışken, sadece 325 delegenin oyuyla dört İncil doğru, diğerleri sahte kabul edildi. Bunda bir zorlama ve icbar olduğu anlaşılıyor. Zira bu dörtİncil, bin uzmandan, sadece 325 kişinin oyuyla kabul edilmiştir..."Tevfik İleri pek beğenmişti. Bir iki soru sordu, yanıtladım.— Şimdi, dedi, bu çocuk İncil'i bilir, Tevrat'ı bilir, Coğrafya'yı bilir. İcabında bir papaza karşı da dinini savunabilir. İşte biz böyle kültürlü insanlar istiyoruz.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.