P>Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın
ne olacağını kimse bu günden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya - Macaristan gibi parçalanabilir,
ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye
ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir...
Bizim bu dostluğumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya
hazır olmalıyız. "Hazır olmak" yalnız o günü susup beklemek değildir. "Hazırlanmak" lazımdır. Milletler buna
nasıl hazırlanır? Manevi köprülerini sağlam tutarak. Dil bir köprüdür... inanç bir köprüdür... Tarih bir
köprüdür. Bugün biz bu kitlelerden dil bakımından, gelenek görenek bakımında ayrılmış, çok uzağa düşmüşüz. Bize
Osmanlı ve Selçuklu ile sınırlı bir tarih yetmez. Çünkü bu tarih bizim zamanlar içindeki maceramızın bir
parçasını kapsar. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Olaylarla
zorunluluklarla,şununla-bununla bölünmüş, parçalanmış, birbirimizden uzak düşmüş olabiliriz. Bugün biz mi
geldiğimiz bu yerde "doğruyuz", yoksa onlar mı?
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.