...tatlı bir Düş içinde, bir yere bir göğe bakardık gönlümüz kuş gibiydi dostlar, dünyaya kanat açardık tutsak değildik zamana, başına buyruk yaşardık...
-C. Yücel
"La" sesini ararken hayatının, yniden yapabilmek için akordunu, bir kasaba istasyonunda, demiryolu kenarında oturmayı tercih ederken papatyalar arasında, bütün kalçalar aynı kalça, aşklar aynı iken ekranda, terliğin salıncaktan düşmesi daha heyecanlıyken gelecek seçimlerden, kahve fincanına, guguklu saate falan aşık olurken, Dalaman'da hala suların aktığı, Yemen'de hala kumların uçuştuğu ise telefonda duymak istediğin ve bir ömür verebilirken, onunla üstüste değil - yan yana yatabilmek, birbirine ya da aynı gökyüzüne saatlerce bakabilmek için, hiç konuşmamak bile anlatabilirken pek çok şeyi, gözün saat yönünde hafif şaşı, silgin yine birilerini silivermişse cömertçe, gelen gün korku, giden hüzün veriyorsa dikiz aynanda, ve ölmekten o kadar da korkmuyorsan artık, dudaklar mekiklerden zor kenetleniyor, günlerin dakika gibi geçiyorsa, "yarın" bir an önce gelmeli, hatta bitmeli ise, sessizliğin sesi tırmalıyorsa kulaklarını, limit mavi, mavi gökyüzü ise, bu denize atlayacaksın, ayaklarını soktuğun...
Gözlerinize talibim, bu kitabı yastığınızın altına koyun.
Tatlı düşler.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.