(...)
Fordist üretim sisteminde emek ile sermaye arasındaki ilişki özü itibarıyla çatışmaya dayanmış ve taraflar arasında sürekli yenilenen pazarlık ödünlerini gerektirmiştir. Görev ve yükümlülüklerin belirgin bir şekilde tanımlandığı, katılımın talep edilmediği bu sistemde işçiler şirkete ait değildir. İşçilerin kendilerine, sendikalarına, sınıflarına ve toplumlarına aidi-yetlikleri, şirket aidiyetinden önce gelmektedir. Ancak çalışma hukukunda ve toplu sözleşmelerde meydana gelen değişimler, işçinin şirkete aidiyetinin, sınıf ve toplum aidiyetlerinden, firmanın kendi işçileri üzerindeki hakkının ise, toplumsal ve ekonomik yurttaşlığın işçilere tanıdığı haklardan önce geldiği ilkesini güçlendirmiştir.
(...)
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.