P> FATİH KÜLLİYESİ -I- Cami, Medreseler, Türbeler, Kütüphâne, Dârü´l
kurâ, Tabhâne FATİH KÜLLİYESİ -II- HAZÎRE FATİH KÜLLİYESİ -III-HAZÎRE
Dünya tarihinin en mühim simalarından biri olan Fatih Sultan Mehmed,
serdâr, âlim ve sanatkâr bir padişah olması yanında, İstanbul´u
şehircilik anlamında yeniden imar eden baş mimârdır. O, Bizans elinde
şitâb ve bitâb düşmüş Kostantiniyye´yi, feth-i mübinden sonra ´Belde-i
Tayyibe´ haline getirmiştir. Hizmet kuşağını çift kuşananlar zümresinden
olan Sultan Fatih, kısa ömrüne sığdırdığı her biri kendi alanında
´ilk´ler olan hizmetleri arasında, doğuştan ve oluşundan güzel olan bu
şehr-i dilârâyı şehircilik anlayışı bakımından öyle bir plânlamıştır ki,
yaptıklarının tek bir çivisi değiştiği zaman bile ahengi bozulmuştur. Bir
medeniyet telâkkisi içinde ele aldığı kutlu şehir İstanbul´da, fetihten
sonra yaptığı ilk şey ´binalar benimdir´ diyerek korumaya aldığı gayr-i
menkullerden sonra, şehrin imârı ve su yollarının islahı olmuştur. Türk
mimarlık tarihinin en önemli manzumelerinden olan külliyeler, insanların
her türlü ihtiyacına cevap veren ve sosyal hayatta çok önemli görevler
üstlenen kurumlardır. Onların ortasında yer alan cami, hayatın etrafında
şekillendiği bir mihverdir. Bu merkezden beslenerek rûhu olgunlaşan
insan, mekteb, medrese, şifâhane, imaret gibi kurumlardan her türlü
hizmeti alarak akıl ve ruh zenginliğine kavuşmuş, madde ve mânâ dengesi
sağlamış mükemmel bir varlık haline gelir. Fatih Külliyesi´nin yapılması
için İstanbul´un en Hâkim tepelerinden olan bugünkü yeri tercih
edilirken, külliye ortasında yer alacak caminin, burada yeni bir inancı
temsil etmesi bakımından o şehrin siluetine hâkimiyeti ve mekanın
uygunluğu da göz önünde bulundurulmuştur. Çünkü tek başına ele alındığı
zaman dünyanın en büyük mimari şaheserlerinden biri olan Süleymaniye
Camii, medreseleri vs. müştemilâtıyla birlikte Fatih Külliyesi´nin
yerleştiği arazinin ona sağladığı imkân sayesinde elde edilen mimari
bütünlük ve ahenge ulaşamamıştır. Bu tercih, Fatih´in çok iyi bir şehir
plâncısı ve mimarî anlayışa sahip olduğunu gösterir. 1470 yılında
tamamlanan Fatih Külliyesi içinde plânlanan Fatih Medreseleri , İstanbul
Üniversitesi´nin temelini teşkil etmesi bakımından önemlidir. Kanuni
Sultan Süleyman döneminde siyâsetten önemli konuma gelen Süleymaniye
Medreseleri´ne nazaran Fatih Medreseleri, ilmî protokolde daima en önde
gelmiş bir vakıf medresedir. Fatih´in bizzat takip ettiği ve özel sicil
defterine tek tek not ettiği Semaniye Medresesi mezunları, ilmiye
sınıfında ve devlet otofitesinde en kıymetli ve mûteber kişiler olmuştur.
Diğer bütün kurumları gibi külliyeler içinde yer alan hazîreler, Hat ve
Sanat Tarihi´nin olduğu kadar Türk Dili ve Edebiyatı´nın da, hiç kuşkusuz
en kıymetli hazineleri´dir. Her biri bir sanat eseri olan Mezar Taşları,
´kökü mazide olan âtiler´ olan bizler için, vatanımız açısından da en
sağlam tapu sicil belgeleridir. Kültür ve Medeniyet Tarihinde Fatih
Külliyesi adlı bu eser, işte bu maksatların tesbiti amacıyla hazırlandı.
Feth-i mübîn´in 554. yılı için Türk Tarihi ve milletimiz için bir cemile
olmasını arzu ettiğimiz bu eser aynı zamanda Ulu Hakan Fatih Sultan
Mehmed Hân´a, vefa ve sadâkat borcumuzun daima hatırlanması gayesine
matûftur. (Sunuş Yazısı)
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.