Felsefe tarihçileri, çoğunlukla, Yeni Çağ felsefesinin ve Yeni Çağ bitiminin başlangıçlarını 17. yüzyıla götürürler. Gerçekten de modern doğa bilimlerinin doğuşu ve gelişimi. Yeni Çağ felsefesinin doğuşu ve gelişimiyle koşutluk gösterir. Ancak bu çift yönlü gelişim, birbirinden tamamen ayrı doğrultularda olmamış, tam tersine bu doğrultuların kesiştiği, iç içe geçtikleri, hattâ çakıştıkları noktalar, ayrıldıkları noktalardan daha fazla olmuştur. Öyle ki. Yeni Çağ felsefesi tarihi, felsefe ile bilimler arasındaki karşılıklı etkileşimin sayısız örnekleriyle doludur. Ayrıca felsefe, doğa bilimleri üzerine düşünmeyi, bir doğa bilimi eleştirisi geliştirmeyi, daha 17. yüzyıldan başlayarak hiç de ihmal etmemiştir. Öyle ki, doğa bilimleri, dayandıkları ilkeler ve uyguladıkları yöntemler açısından, daha bu dönemde bir felsefi refleksiyonun ve sorgulamanın konusu kılınmışlardır. Hume'un doğa bilimini var kılan temel ilkelerden biri olan nedensellik ilkesi üzerine 18. yüzyılın ilk yarısında geliştirdiği köktenci eleştiriden sonra, aynı yüzyılın ikinci yarısında Kant, günümüzde yeniden güncelleşen ve bu kitabın ilerideki bölümlerinde üzerinde durulacak olan bir bilim eleştirisi ortaya koymuştur. Ancak Hume'dan ve Kant'tan sonra, bilim üzerine bu refleksiyon ve sorgulama, geçen yüzyılın sonlarına ve hattâ 20. yüzyılın başlarına kadar, kesik, süreksiz, bölük pörçük ve etkisiz kalmıştır. Bunda, doğa bilimlerinin sonuçlarının endüstriyel ve teknolojik uygulamalarla toplum yaşamına getirdiği katkıların büyük rolü olmuş, özellikle Aydınlanma felsefesinin en tipik göstergesi olan ilerlemeci dünya görüşü, en büyük desteğini ve tanıtını bilimde (doğa biliminde) bulmak istemiştir. Böylesine itibarlı bir konuma sahip olan bilim karşısında, bazı filozofların bir bilim eleştirisi geliştirmek konusunda bilinçli veya bilinçsiz bir otosansür uyguladıkları bile tahmin edilebilir. Bilime duyulan güven öyle bir dereceye varmıştır ki, bilim karşısında felsefenin gereksizliğini ve yararsızlığını ileri sürenlere, hattâ felsefeye ölüm İlânları çıkartanlara rastlanmıştır.Bu tartışma çerçevesinde kitapta, felsefe ve doğa bilimlerinin temel karakteristikleri yorumlanmakta, her iki alanın ortaya çıkış şekilleri, birbiriyle ilişkisi ve barındırdığı yöntemsel sorunlar, klasik düşünsel akımların yeniden gözden geçirilmesi suretiyle okuyucuya sunulmaktadır.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.