P>Tohumların genleriyle oynanıyor. Tohumlar kısırlaştırılıyor. Kimyasal tarım ilaçları, hormonlar, sentetik gübreler atılıyor toprağa. Tavuklar kafeslere inekler beton bölmelere hapsediliyor. Tarlaları transgen tohumlar, soframızı tek tipleşmiş, ambalajı hoş ama içi boş gıdalar ele geçiriyor. Sömürülüyoruz, kravatlı kötü adamlar güzelim gıdalarımızı gasp ediyor. Frankeştayn ürünler kakalanıyor sofralarımıza...Gıdalar artık beslemiyor, aksine hasta ediyor bizleri. Gıdalar aslına yabancılaşmış durumda, gıda olmaktan çıkıp başka bir şeye dönüşüyor, uluslararası siyaset arenasında, yeri geldiğinde bir silah, yeri geldiğinde pazarlık masalarında tehdit unsuru olarak kullanılıyor. Dünya halklarının zengin gıda çeşitliliği ve kültürü yavaş yavaş yok ediliyor. Asıl üretici açlık çekerken ulusötesi ticaret tekelleri akıl sınırlarını zorlayacak büyüklükte paralar kazanıyor.Peki umut yok mu? Umut var, toprağın olduğu yerde umut olmaz mı? O zaman ne yapmalıyız? Mebruke Bayram'ın genetik emperyalizme karşı nasıl direnmemiz gerektiğini anlatan bu "sahici" çağrısına kulak vererek başlayabiliriz işe... Yani şimdi...
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.