Boşuna bekliyordu. gelmeyecek demek. Saat altıyı geçti. Tam beş diye konuşmuşlardı. Bu kahveyi gösteren de oydu. Köprü'nün Balıkpazarı ayağının dibinde, Haliç'in kıyıcığına dikilmiş köşe yapının altındaki minicik kahveyi daha önce de kaçtır görürdü ya, ilk kez oturuyordu. Köprü'den, Eminönü Alanı'ndan akıp giden insan, araç seli, Haliç'te gezinen motorlar, mavnalar, kıyılara yığılmış dizi dizi teknelerin sayısız direkleri, tepeden bakarak yöreyi ağır ağır denetler gibi uçuşan martılar, koca bir saat boyu oyalanmasına yetmemiş, uzadıkça da çevresine daha kuşkulu bakar olmuştu. Nerde kaldı bu oğlan? Tutuklama falan olmasın! Peşine takıldılar, atlatamadı belki...
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.