P>Jorge Semprun, bir dünya yazarı. Avrupalı kimliğinin bağlandığı dil İspanyolca ve Fransızca onun yazı coğrafyasının renklerini taşır romanlarına, anlatılarına. 20. yüzyılın savaş çağı Avrupası'nda dönem insanının yaşamını altüst eden İkinci Paylaşım Savaşı'nın tanığı olması, yaşadığı Bucherwald cehenneminin ne anlama geldiğini de anlatır bizlere. Adeta romanlarının ana izleği, yazarlık dokusunun rengidir o süreç.Eylül 1943'ten Nisan 1945'e kadarki sürecin tutsaklığı ona yeni bir duyuş, yeni bir bakış kazandırır. Genç ömrünün sonraki duraklarını da belirleyen bir tür ivme olur. İspanyol Komünist Partisi'nin neferliğinden sosyalist Felife Gonzalez'in kurduğu İspanyol Hükümeti'nde kültür bakanlığına uzanan serüven dolu bir yaşam... Gerard de Contanze, Semprun'un yaşamında bir tür yazgıya dönüşecek siyasal serüveniyle edebi yolculuğunun izlerini taşıyan yeni bir serüvene döndürür bizi Hayat Yazısı kitabında.Varoluşu biçimleyen Madrid, orada geçen kısa çocukluk ömründen kalan izler; gizlilikte geçirdiği günler... Ve bir kültür insanı olarak dönüp katıldığı bakanlık çalışmaları... Contanze; kitabın ilk bölümünde Semprun'un yazar kimliğinin oluş sürecini, bunubir bölümde yer alan, farklı dönemlerde yaptığı söyleşilerde ise Semprun'un edebiyata bakışını temellendiren düşüncelerini okuruz. Okurunu bekleyen, tutkulu bir yazarla buluşmayı çağıran Hayat Yazısı, Nükhet İzet'in özenli Fransızca çevirisiyle kitaplıklarda yerini alıyor.Semprun, son derece kendine özgü bir yazar. Onun anıları hem anı, hem tanıklık, hem karşılaştırma, hem bir çağın irdelenmesi, hem de sürekli yazarın -ya da bir bireyin- kendisini hesaba çekişi! Hiçbiri değilse eğer, belki de, Kundera'nın söyleyişiyle, "Unutmaya karşı verdiği savaşımla, aslında, iktidara karşı sürdürülmüş uzun bir savaşım!"
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.