Önce bir saptama:
Sanat, edebiyat işlevsizleştirilmeye çalışılıyor. Bir "eğlence" aracına, "keyif" alınan sıradan bir etkinliğe indirgeniyor; insanın kendini yeniden kurması, yaratması / dönüştürmesi yerine, tüketmesi ve tüketilen bir meta olarak üretilmesi tasarlanan sıradan bir çabayla tanımlanıyor.
Kuşkusuz, bu saptama ilk olarak burada söylenmiyor. Sanatın, edebiyatın işlevsizleştirilmesi tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğu gerçeği daha önce de söylendi, yazıldı. Şimdiye dek yeterli ilgiyi görmemesine ve gerekli duyarlığı sağlayamamasına rağmen, sürekli söylenmeli ve durmadan vurgulanmaya çalışılmalıdır. Çünkü sanat, edebiyat işlevsizleştirildikçe insana karşı bir konuma sürükleniyor. Toplumsal bilincin ve insanlığın manevi kültürünün özgün bir biçimi olan sanat insansızlaşıyor. "İnsanın derinliksiz, tarihinden koparılmış bir varlık olarak kendini ve tarihi dönüştürücü yeteneği yabancılaşmaya yenik düşürülmek isteniyor." İnsani edimin en özgün yanı olan sanat, insanı terk ediyor. İnsanın bireyselliği yok ediliyor, toplum sürüleştiriliyor.
[...] Öykü, şiir, roman... insani bir çizgide kendini yenileyecek, sanat ve edebiyat ortamımıza egemen olan bu olumsuz görüntüyü ters yüz ederek düzeltecektir.
Bu kitaptaki yazılar, yaşama atılan sanatsal ilmekleri belirlemeye çalışırken, eleştirinin gitgide yoklara karıştığı bir ortamda, sanat ve edebiyatın farklı alan ve türleri arasında ilmekler örmeyi de amaçlıyor. Sonuca karar verecek ve kaçan ilmekleri düğümleyecek olansa okurdur.
-Fahrettin Demir-
22 Aralık 1999, İzmit
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.