Ülkemizde iş hukuku, sanayileşmeyle birlikte, gelişmesini sürdürmektedir. Sağlanan gelişmelerin, olumlu yönde olduğu söylenebilir. Gerçekten, yeni çıkarılan İş Kanunu, Türkiye'de bireysel iş ilişkilerini yeniden düzenlemiş ve iş güvencesi ile esneklik kurumlarını getirmiştir. Ancak kıdem tazminatları; 1975 yılından beri kurumsal yasa tarafından öngörülmesine rağmen oluşturulamayan kıdem tazminatı fonu nedeniyle, işlemler üzerinde ağır yük oluşturmayı sürdürmektedir.Toplu iş ilişkilerine gelince; 1982 Anayasası'nın kabulüyle birlikte, yeni bir dönemece girilmiştir. Ancak, yeni dönemin, sendika toplu iş sözleşmesi ve grev hakkı gibi sosyal hakların tanınması bakımından, başarılı olduğu söylenemez. Nitekim, sosyal haklara ilişkin mevcut hukuki düzenlemeler, söz konusu sosyal hakların kullanımı güçleştirmektedir. Avrupa Birliği'ne girmek isteyen ülkemizin, sosyal alanda bütünleşmeyi sağlayabilmesi ise, bu gibi engelleri ortadan kaldırılmasına bağlıdır. Bu anlamda, 2821 ve 2822 sayılı yasalarda şimdiye dek yapılan değişiklikler, belirtilen amaca yönelik bulunmakla birlikte, yeterli olamamıştır. Buna karşılık, halen onayladığı uluslararası çalışma sözleşmesi sayısı bakımından Türkiye, uluslararası asgari standartları kabul etmekteki kararlılığını göstermeye çalışmaktadır.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.