İstanbul özel bir coğrafyanın ve tarihin var ettiği dünyadaki nadir kentlerden biridir. Bu kentte, camiler, kiliseler, sinagoglar yüzyıllar boyunca yan yana bulunmuşlardır. Dünyada dinler ve kültürler arası diyalogun arandığı bir dönemde, medeniyetlerin beşiği İstanbul önemli bir örnek teşkil etmektedir.Bu eser, yedi tepeli İstanbul'un tarihine anıt eserler üzerinden ışık tutuyor; koloniyal dönemden, Yeni Roma'ya, Bizans'dan, Osmanlı'ya ve günümüz İstanbul'una. Kuruluşundan bugüne, kentin mekansal yapısının süreklilik gösterdiği, uygarlıkların, damgalarını vurmak için, aslında coğrafyanın ve ona atfedilen anlam dünyasının tespit ettiği aynı noktaları tercih ettikleri görülüyor. Kendinden Önce geleni bozmak, yok etmek yerine, geçmişten kuvvet alarak kendi kimliğini kente planlı bir şekilde yansıtan Osmanlı'nın mekansal sürekliliklerin korunmasındaki rolü gözler Önüne seriliyor. Bu eser, kentsel bellekte yerini almış, kentin milattan Öncelere kadar uzanan zengin geçmişinin aynası olan öğeleri ve tarihsel süreklilikteki konumlarını ortaya koymakta, günümüzdeki mekansal deneyimler için yeni bir kent okuması sunmaktadır.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.