P>Bak” dedi, “işte şu arkadaki bahçe bizim. Bak elimin uzandığı yerde portakallar sarkıyor dallardan. Şimdi yokuştan yukarı bir yolcu gelse, ona ‘dur amca’ desek, ‘yorulmuşsundur, al şu sulu portakaldan ye...’ Elimizi uzatsak en sararmışını güçlü parmaklarımızla ikiye ayırıp avucuna tutuştursak, bu toprak sade bizim mi olur? ”
Ağamın söylediklerinden öyle hoşlandım öyle hoşlandım ki, elini elime alıp, işaret parmağını ısırıp kaçtım; evin penceresinde gidip, babaannemden tuzlu tereyağlı mısır ekmeği istedim, odunların üzerine oturdum yedim; şemsiperi sağ kulağıma yaslanmış bir kasket takıyordum, ayağımda ‘kes’ dediğimiz bez ayakkabı vardı; mama reklamlarında bebekler gibi gülüyordum...
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.