Ansızın bir taş gibi tepenize iniverırler. Kiminin uykusu ve düşleri keskin bir bıçak gibi kesilir, kiminin de yolu ve ışığı. Bütün hileleri kuşanmışlar, bütün silahları donanmışlardır. Yoğun karanlığa gömülü, kan irin kokulu buz gibi soğuk beton kalıplar arasına, geleceğe ilişkin iddialarınızı, düşlerinizi öldürmek için sıkıştırırlar. Çığlıklar işkenceyi ele verir. Teni hırpalar, teni kanatır, teni tike tike ederler. Hırsı dinmez işkencecinin. Bilirler ki tende yaşayan ruhtur öldürdükçe çoğalan. Bir gecekini bırakır, başka gecede kalanı çeker sıraya. Sonra uykuları basmak için yeni karanlık gecelere dalarlar.
"Kar Yağarken Düşlerime" de böylesi bir zaman diliminin güncesi. Biliyoruz ki yazılmasa da anlatılmasa da sorgu merkezlerinde o sistemin dişlileri arasına atılmış olan herkesin koynunda saklı kalan böylesi güncelerin var olduğunu. Biliyoruz ki, mekanizmanın sisteme bağlı olarak çalışır durumda olduğunu. Ve biliniyor ki işkence acıları içindeyken, bu acıları delen düşlerle hep dışarı çıkmayı başarabilen bir iradenin, özgür insanda mevcut olduğunu.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.