Osmanlı'nın devlet merkezi olmasından daha çok, zamanla Türkiye'nin basın yaşamıyla özdeş bir yer olan Babıali 1990'larda bomboş kaldı... "Kaybolan Babıali'nin Ardından"; Bağcılar'da ve Güneşliköy'de medya plazalar, medya centerlar haline getirilen basının 173 yıllık yaşamını; Osmanlı'daki ilk gazetelerden, ittihatçıların tek parti diktatörlüğünden günümüzün basın devlerine dek özlü bir şekilde gözler önüne seriyor. İlk bölümü, "Bir Zamanlar Babıali" de basın tarihi böylece akıp giderken; şantajcı gazetecilerin atası Baba Tahir, Refik Halid'in kaleminden "Üç Devirde Gazete ve Gazeteci", Mustafa Kemal'in neredeyse tek ayak üstünde durdurarak yeniden gazetecilik yapmasına izin verdiği Ahmet Emin, muhalif ve atak gazeteci Arif Oruç, bir Babıali paryası Kemal Ahmet, Cemal Madanoğlu Paşa'ya Günaydın'ın manşetinden Sosyalist Oldum dedirten Haldun Simavi... Resmi geçit yapıyor... "Cumhuriyet Olayı", "Milliyet Olayı", "Türk Basınında Kalem Kavgaları", "Plazaların Efendisi Aydın Doğan" kitaplarının yazarı Emin Karaca; ikinci bölüm "Bir de Benim Kalemimden"de, 36 yıllık gazetecilik kıdeminin içinden süzüp çıkardığı gözlemciliğiyle İlhan Selçuk'un, Ferruh Doğan'ın, Çetin Altan'ın, Halit Çapın'ın, Refik Erduran'ın, Ali Gevgilili'nin, Mehmet Ali Birand'ın, Bedri Koraman'ın ve Hasan Pulur'un unutamayacağınız portrelerini çiziyor... "Kaybolan Babıali'nin Ardından" anıları, anektodları, portreleriyle Türk basınının 19 ve 20'nci yüzyıllardaki oluşum, gelişim ve evrimleşmesiyle; 21'inci yüzyıla medyalaşarak geçişinin, elinizden bırakamayacağınız canlı, heyecanlı bir öyküsüdür.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.