Ben Halil Soyuer'in önce adını duydum. Stajyer polis muhabiriydim ben o zamanlar. O da efsane isimdi. Dilden dile Halil Soyuer adı dolaşırdı. Herkes onun bir yönünü anlatırdı... Böyle uzun süre merak ettim onu. Sonra bir gün Emniyet Sarayının kapısında dururken, uzaktan Halil Soyuer'in geldiğini söylediler. Ben Halil Soyuer'i böyle iki metre boyunda, uzun yüzlü, sarf saçlı, yeşil gözlü olarak düşünüyordum. Baktım tam tersi, ufak tefek, sevimli, inanılmaz şirin bir adam gözüktü... Sonra geldiler, bize selam verdi... Tabii ben o günden sonra Soyuer'i İzlemeye başladım... O bir tür ayaklı okul gibi oldu benim açımdan. Ben uzun yıllar Soyuer'e yaklaşma cesaretini bulamadım. Yani belki 5-6 sene. Daima uzaktan izledim. Çünkü Soyuer'e yaklaşıp konuşmak zor bir işti.Bekir Coşkun Soyuer bir çınardır, ününe ulaşılmaz Gönül zenginliğine erişilmez, aşılmaz Doruklarda dolaşır, zirvelere erişir. Sanki şiir yazarken, sözcüklerle sevişir.Prof. Dr. Abidin KumbasarSeni hep bekliyoruz masadaki yerin boş İçenler, içmeyenler herkes özlemle sarhoş Dillerden düşmüyor hiç şiirlerin ve adın Umuyoruz ki sen de söyleşiye susadın.Yekta Güngör Özden Bundan 56 yıl önce şair Faruk Nafiz Çamlıbel ile birlikte, o yıllarda Ankara'nın çok ünlü lokantası Karpiç'te öğle yemeğindeydim. Masamızda şair Yusuf Ziya Ortaç'ta vardı... Biz yemeklerimizi beklerken, yanımızdaki boş masaya, masmavi gözleri ve omuzlarına kadar dökülen sapsarı saçlarıyla bütün dikkatleri üzerine toplayan bir hanım ile bir bey gelip oturdular. Faruk Nafiz'in o buğulu gözleri, bu sarışın ecnebiye takılı kalmıştı. Hatta aklı da. Ben de Şükufe Nihal hanımla olan gönül hikayesini bildiğim için kulağına eğilmiş, "Üstadım, gönlünüzün o günlerin sırılsıklam aşık sahiline Erenköy denizinin sarı dalgaları mı vurdu?" demiştim...... O yıllardaki bu efsane güzel şaireye, gönülden aşık olan yalnız Faruk Nafiz, Osman Fahri ve kocası değildir. Yaptığımız araştırmada Şükufe Nihal'e sırılsıklam aşık olanlardan birisinin de şair Nazım Hikmet olduğunu gördük...Halil Soyuer Şiir bitiyordu söz bitmiyordu. Laf lafı açıyordu. Mahzuni şişeyi. Tam dört, evet tam dört gün devam etmiştik görüşmemize. Kendi kendime hiç böyle kesik kesik röportaj mı olur diye düşünürken, bir dörtlük daha çıkıp gelmişti.Yüzüme bakma sen Mahzuni öyle Diyeceğin varsa açıktan söyle Bir gün değil üç gün değil, ne böyle Röportaj mı olur hiç kesik kesik. İkimiz de kahkahalarla gülmüştük.Halil Soyuer
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.