Dünyada 1930' dan bu yana yaşanan krizler, derinleşip ciddi toplumsal boyutlara ulaştığında sürekli hatırlanan ve düşünceleri "yeni baştan" ele alınan bir isim vardır: John Maynard Keynes. Böyle dönemlerde hükümetler ve merkez bankaları, krize çözüm Olarak kredi imkanlarını arttırmak için, Keynes'in Genel Teorisi'ne yeniden dönerek önlemler almaya başlarlar. Peki ama Keynes'in teorisi dünyamızı krizden korur mu? Buna cevap vermek oldukça zor ama yine de kapitalist dünyanın her krizde aklına getirdiği alternatifi, iktisat dünyasının bu önemli kişisini unutmak mümkün mü?
Elinizdeki kitap. Keynes'in 1931'de kaleme aldığı ve birkaç sayfada yüzyıl sonrasının toplumsal hayatını, birçok iktisatçının vurguladığı gibi Karl Marx'tan esinlendiği öngörüyü ele aldığı "Torunlarımızın Ekonomik Olanakları" makalesini "hatırlayan", aralarında Nobel Ekonomi Ödülü almış İktisatçıların da bulunduğu isimlerin yazılarını bir araya getiriyor.
Keynes bu makalede, cûretkar bir öngörüde bulunarak ekonomik büyümenin toplumda daha yüksek ahlaki standartlar yaratacağı, çalışma haftasının on beş saate düşeceği. insan türünün daha az çalışarak bol bol boş zamana kavuşacağı, sanata ve yaratıcılığa zaman ayıracağını tasarlamıştı. Keynes'e göre 2030'lu yılların insanı, kendini yaşama sanatından başka hiçbir şeye vakfetmeyen ve tüketimde belli bir doygunluğa ulaştığı için de entelektüel faaliyet alanında gelişecek bir İnsandı.
Sungur Savran'ın özenli ve yetkin çevirisiyle dilimize kazandırılan bu kitabı yayına hazırlayan Lorenzo Pecchi ve Gustavo-Piga, dünyanın önde gelen iktisatçılarının bu kısa makale üzerine yazdıkları yorumları derlerken, belirli bir amaçla hareket ettiklerini; bu yazıların Keynes'in öngörüleri ile yanılgılarını, günümüz toplumunu kuşatmış olan tüketim, bölüşüm, eşitsizlik, kimlik, kültür vb. kavramlarla açıkladığını dile getiriyor, 20. yüzyılın bu önemli iktisatçısına da gereken değeri verdiklerini vurguluyorlar.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.