".... yaşarlar, dingin ve asude, Tanrılar misali, tepelerde, insanlara bigane, Çünkü kendi nektarları vardır. Uzaktaki engine, Sürgüler çekilidir ve zarafetle, ince sisler Saygın bir serapla evlerini çevreler, Işıltılı bir alemin sardığı, yaldızlı konaklarını. Bir gülüş, bakarken sinsice büker dudaklarını,Ayaklarının dibinde uzanan dünyaya, lanetli, Açlığın soldurduğu, vebalı, biçare, illetli, Yerin sarsıldığı, uçurumların kızıllaştığı, Çöllerin kavurduğu, savaşların kükrediği, Gümbürdediği, kentlerin yakılıp yıkıldığı, Halsiz zavallıların el açıp yakardığı, Gemilerin battığı... Ne çıkar, çünkü onlar şen, Ve gamsız, gülümser. Kulaklarına erişen Acı türküler bile ballanır, coşup taşan, Ve müthiş bir güç taşıyan sözlerine karşın, Antik çağlara ait ağıtlar, güzel ve hoş, Eski zaman yakınmaları derler, bomboş, Alışılagelmiş ilahileri bir insan cinsinin, Türküleri, tarlaya ellerinden zincirli kölenin, Ki toprağı işler, rüzgarlara tohum saçar, Bin bir acı pahasına bir avuç tahıl biçer, Ve ücret yerine alı kor kendine düşen payı, Bir parçacık şarap, zeytinyağı ve buğdayı..."
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.