Türkiye Cumhuriyeti bugün, dış ve iç düşmanlara karşı bir ölüm kalım savaşı vermektedir. Amerikan ve Avrupa emperyalistleri, Türkiye Cumhuriyeti'nin bütünlüğüne ve bağımsızlığına, laik ve demoktatik sosyal hukuk devletimize saldırmaktadır, iç düşmanlarımız da emperyalistlerin uşaklığını yapmaktadır.Aynı güçler, Türkiye'de işçilerin haklarının gasp edilmesinden ve sendikaların zayıflatılmasından sorumludur.Türkiye tarihinde ilk defa, vatanımıza saldıranlarla, işçiye, memura, emekliye, işsize, küçük esnaf ve sanatkara, çiftçiye, namuslu sanayiciye ve tüccara saldıran aynı güçtür.Türk sendikal hareketi, bu saldırı karşısında yetersizdir. Bu nedenle de sürekli güç yitirmektedir. Bazı sendikalarımız, emperyalist ABD'nin ve Avrupa Birliği'nin "ortağı" olduğunu açıkça ilan eden emperyalist ülke sendikalarına ve onların denetimindeki uluslararası sendikal örgütlere umut bağlamıştır.Bazı sendikalarımız ise bölücülerle ve cumhuriyet düşmanlarıyla işbirliği yapmaktadır. Bazı sendikalarımız, alacakları eurolar karşılığında, emperyalist Avrupa Birliğini'nin savunuculuğunu yapmaktadır.Misyonerlik her zaman emperyalizmin araçlarından biri olmuştur. Günümüzde de, "işçilerin uluslararası işbirliği ve dayanışması" adı altında yapılan, emperyalist güçlerin politikalarının hayata geçirilmesidir. Bir dönemin incilinin yerini, günümüzde "uluslararası sendikal dayanışma" almıştır. Geçmişin papazlarının yerinde ise emperyalist ülkelerin sendikacıları vardır.Türkiye'de işçilerin sorunlarının çözümü ve sendikacılığımızın güçlenmesinin yolu, Türkiye'nin bütünlüğünü ve bağımsızlığını, Türk milletinin bütünlüğü, laik ve demoktatik cumhuriyeti, sosyal devleti millici-ulusalcı bir anlayışla savunmaktan geçmektedir.İstiklal Savaşı'na kaltılmayan istanbul sendikaları sendikacılık tarihine büyük bir leke sürmüşlerdi. Günümüzde sendikacılık tarihine yeni bir leke sürülmemesi için işçi sınıfı ve sendikacılık hareketini anti-emperyalist ve millici-ulusalcı çizgide örgütlenmesi ve mücadele etmesi gereklidir.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.