P>Evet, muhtemelen bilmiyorsunuz ama tuzun 14 bin kadar farklı kullanımı vardır ve bu kadar önemli, bu kadar değerli bir madde daha bulmak kolay değildir. Bazı şeyler gibi tuz da ancak eksik olduğunda hissedilen, yaşamımızdan çıktığı anda değeri anlaşılan maddelerden biridir ve olağan koşullarda pek de önemsenmez, hatta fark edilmez bile. Oysa tuz olmadan dünya üzerinde yaşamın olması bile mümkün değildir. Hiçbir canlı türü tuz almadan uzun süre varlığını sürdüremez. Ve bilinen 14 bin çeşit kullanımı ile tuzsuz bir yaşam düşünülemez.
Homer'in "kutsal bir madde" olarak tanımladığı tuz, insanların yediği biricik kayadır ve en başından itibaren insanlık tarihinin gidişatını etkileyen, uygarlığı şekillendiren maddelerden biri olmuştur. Bizzat insan vücudunun da bir bölümünü oluşturan bu kristal parçacıkları sadece gündelik yaşamı tatlandırmakla kalmamış tarih boyunca verimliliğin sembolü olmuş, yapılan anlaşmaların sürekliliği veya verilen sözlerin tutulması hep tuzla ifade edilmiştir. Konukseverliğin bir ifadesi olarak ikram edilen tuz ilk uluslararası ticari ürünlerden biri olarak sık sık para yerine, yani bir değişim aracı olarak da kullanılmıştır. Dolayısıyla tarihin çeşitli dönemlerinde tuza sahip olanlar en büyük zenginliğe de sahip olmuşlardır.
MÖ 250'de Çin'de dünyanın ilk tuzlasını kuran Li Bing'den 1930'da Hindistan'daki İngiliz yönetimine karşı "Tuz İsyanı"nı düzenleyen Gandi'ye gelinceye kadar savaşları, kültürleri, siyasi iktidarları, dinleri, ekonomileri ve elbette yemek ve beslenmeyi çeşitli biçimlerde etkileyen tuzun insanlık tarihinde özel bir yer tutması doğaldır.
Krolonojik bir sıra içinde eski Çin'den Afrika'ya, Avrupa'dan Amerika'ya uzanan ilginç anekdotlar eşliğinde okuyacağınız İNSANLIĞIN TUZLU TARİHİ etkileyici ve keyifli bir sosyal tarih çalışması olarak ağzınızda güzel bir tat bırakacaktır.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.