Toplum olarak geçmişte yaşadıklarımızı kolayca unutmaya yatkın olduğumuz söylenebilir. Özellikle son yirmi yılda yaşananlar ve son yılda iletişim olanaklarının çoğalmasıyla birlikte bilginin çok hızlı biçimde "eskimesi" yakın geçmişimizi bile bizden uzaklaştırdı. Ayrıca dünyadaki ve ülkemizdeki değişim, geçmişle aramızdaki uzaklığı artırmış gibi görünüyor. Sanki bundan yirmibeş-otuz yıl önce yaşananlar, uzak bir çağda yaşanmış gibi. Böyle bir ortamda bu dönem tıpkı daha önceki tarihsel dönemler gibi ya hiç yaşanmamışçasına unutulmuş gibi davranılıyor, ya bambaşka anlamlar yüklenerek tamamıyla olumlu ya da -genelde- olumsuz biçimde kendini hatırlatıyor. Tarihin; hele hele o tarihi yapan, yaşayan kişiler henüz hayattayken çeşitli anlam kaymalarına maruz bırakılmasına izleyici kalmamak gerek. Bir de yaşanmış olan dönemin ağırlığını düşününce, böyle bir ortamda yaşamış olanların unutulmaya terk edilmesi yerine, eldeki belgelerden yola çıkarak geçmişte yaşananların, yapılanların en azından görünen yüzünü ortaya sermenin önemi daha da artıyor.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.