"Türkiye'nin Büyük Masonları1' adlı kitabımın yıllar içe risindeki hasımı sürekli artış gösterirken, birtakım bilinçli çevreler tarafından "Asker kökenli masonlara neden temas etmiyorsun?'' tarzında haklı sayılabilecek eleştiriler almak taydım. Aslında bu insanların serzenişlerinin, bilinmeyen ha kikatlann ortaya çıkmasından başka maksatlı bir yönleri de yoktu. Ne var ki, kutsal ata ocaklarımızdan en önceliklisi olan Silahlı Kuvvetleri Mehmetçiklerimize duyduğum büyük say gımdan dolayı yıpratmak istemiyordum. Gerek Osmanlı, ge rekse Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan itibaren bazı üst düzey komutanlar mason localarına intisab etseler de bunla rı gelip geçici heveslerin ötesinde münferit hezeyanlar olarak görmek, üniter devletin geleceği adına mantıklı seçenekleri min en önceliklisiydi. Böylesine menfi gelişmeleri kurumlar la özdeşleştirmek ise, (benim düşüncelerime göre) ülkemizin vazgeçilemez bekası açısından abartıya yönelik önyargılı kav ramlardı. Bu nedenle Ali İhsan Sabis, Kâzım Özalp ve Refik Saydam gibi önemli mevkilere yükselen geçmişin eski komu tanlarının mason olduklarını belgeleriyle tespit etmeme rağ men sayılarının azlığından dolayı haklarında kalem oynat mayı bile düşünmüyordum.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.