İstanbul Belediye Başkanlığı ile ismini duyuran Recep Tayyip Erdoğan alışılagelmiş lider tiplerinin dışındadır. 0, düzgün fiziği, enerjik, kendinden emin, insanları korkutmayan yaklaşımı, karşısındakilere güven veren yapısı, halka yakın, hitabeti güçlü ve delikanlı kişiliğiyle yepyeni bir lider tipi sergilemektedir.Türk halkı, aleyhindeki bütün söylemlere ve "Seçtirmezler, eşi başörtülü olanı başbakan yaptırmazlar" şeklindeki ciddi karşı çıkışlara rağmen Tayyip Bey'e büyük destek verdi. Önce partisini iktidara taşıdı ve sonra da önündeki engelleri kaldırarak kendisini başkan yaptı.Türk halkı istikrar istemişti. Şimdiye kadar denenmemiş bir lideri ve henüz bir yıllık partisini tek başına iktidara taşırken, ona mecliste ve yerel yönetimlerde başarılı olmasını sağlayacak temsil gücünü de vermişti. Halkın yeni lider ve partisinden haklı olarak beklentileri vardı.Dünyanın merkezinde küresel mihrakların menfaatlerinin düğümlendiği bir bölgede yer alan yetmiş milyonluk Türkiye'nin yönetimi kolay değildi. Bu ülkenin yönetimi karizmatik özellikler dışında, köklü bir devlet tecrübesine ve bilimsel akıl yürütme niteliğine sahip ve güçlükler karşısında yılmayacak güçlü bir iradeye ihtiyaç duymaktaydı.Peki, Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP kadroları bu ülkeyi yönetecek bilgi, beceri ve tecrübeye sahipler miydi? Bunu zaman gösterecekti.Atatürkçü düşünce ışığında ülke meselelerine çözüm üretmeye çalışan kalemimle Ak Partinin 3 Kasım 2002'de başlayan icraatını takip ettim. Bilimsel çalışma mantığının ışığında güncel olayları mercek altına aldım. Ak Parti ve başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında son beş yıl içinde iki yüzden fazla yazı yazdım. Bunlar tenkit mahiyetinde değildi. Tamamen yol gösterici ve uyarıcı bilgileri içeriyordu. Pek çok iyi faaliyeti takdir ederken, yanlış olarak değerlendirdiğim olayları çözüm yollarını da sıralayarak şiddetle eleştirdim.Sonunda "Devr-i TAYYİP", 20 Eylül 2002'den günümüze Ak Parti merkezli olarak Türkiye'nin yönetim ile ilgili gündem konularının kronolojik ifadesi olarak bu kitap ortaya çıktı.Bu kitap, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ve Ak Partinin özellikle eleştirildiği veya icraatlarının methedildiği bir doküman değildir. Aksine Türkiye'nin meselelerine Atatürkçü görüşe stratejik anlamda bakan bir aklın ürünü olarak görülüp, Türkiye'yi yönetecek siyasi kadrolara yol haritası belirlemede yardımcı bir doküman olarak değerlendirilmelidir.DEVR-İ TAYYİP'in 22 Temmuz 2007'den sonra Türkiye'yi yönetecek siyasi kadroların yönetimdeki tutum ve davranışları için uyarıcı ve yol gösterici olacağına inanıyorum.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.