Muhyiddin İbn Arabî (ö. 638/1240) "vahdet-i vücûd" olarak bilinen düşüncesini tefsîr, fıkıh, kelam ve tasavvufa dair konular bağlamında açıklamış ve bu ilimlerin dil ve terminolojisini kullanmıştır. Fakat o, bu dil ve terminolojiyi kendi mistik felsefesini taşıyacak uygun bir yapıya, yani sembollere, dönüştürdükten sonra kullanmıştır. Bu dilin, anlama sırasında bir problem oluşturduğu kabul edilecek olursa, şüphesiz bu problem açıklama ve ifade etme sürecinde daha da büyümektedir. Çünkü mistik doğası sebebiyle zaten zor olan bir düşünce, sembolik ortama aktarılmakla daha da çetrefılleşmiştir. Dolayısıyla bu düşünceyi aslî karakterini korumak şartıyla, kendi sembolik-dilsel ortamından kopararak kavramsal dil içinde yeniden formüle etmek neredeyse İmkânsızdır. Çünkü İbn Arabi'nin kullandığı dilde basit ve yapay metaforik dilin aksine, 'zarf ve 'mazruf kaynaşmış ve bütünleşmiştir.Bu durumda İbn Arabî'nin düşüncesi nasıl anlaşılacak ve 'açıklanacak'tır? Bize göre bu iş, vahdet-i vücûd düşüncesi ve dili üzerinde yapılacak eşzamanlı bir çalışma ile gerçekleştirilebilecektir. Bu çalışmanın amacı da, işte bu zarf ve mazrufu birini diğeri adına yok saymadan açıklamaktır.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.