“Arkadaşımın evinin önünden kafamı çevirmeden, burnum yukarıda geçiyorum. Ona fena halde küsüm. Müyesser Teyzelerin bahçesinde bir kuşun ciyak ciyak öttüğünü duyuyorum. Koşup baktığımda gül fidanının çıtalarına ayakları takılmış, nafile yere kanatlarını çırpıp bağıran bir kuş görüyorum. Bir daha ömür boyu konuşmayacağım arkadaşıma bağırmaya başlıyorum: “Çabuk çabuk koş yalvarıyorum, çabuk buraya gel!” Arkadaşım hemen koşup geliyor. Kuşun bir bacağı ne yazık ki çıtaların arasında kalmış. Tek bacaklı kuşu uzun uğraşlarla çıkarıp eline alıyor. Babamı buluyoruz. Bu arada biz feryat figan, elimizde kuş, ortalarda dolaşırken evlerden çocuklar çıkıyor. Çocuklar babamın arabasına doluşuyor. Veterinere götürüyoruz tek bacaklı serçeyi. ‘Bunun bacağı kopmuş, artık yapacak bir şey yok. Üzülmeyin. Doğaya bırakırsanız bu halde de yaşar’ diyor. Dönüyoruz. Sitenin önünde yavaşça korka korka yere bırakıyoruz kuşumuzu. Tek bacağının üzerinde zıplaya zıplaya kuşların arasına karışıyor. Sonra uçup gidiyor. Çocuklarla birbirimizden ayrılmak istemiyoruz. Babamın arkasından bizim eve doluşuyoruz. Teypte Timur Selçuk ve Faruk Nafiz Çamlıbel’den “Sen Neredesin” adlı şarkı başlıyor. Biz kızlar kendi etrafımızda dönmeye başlıyoruz. O sırada annem ve babam “Bakın çocuklar, bu müzikle böyle dans edilir” deyip bir metrekarede bir dakika vals yapıp dönüyorlar. Hepimiz onları alkışlıyoruz. Sonra o evden çıkanlar Türkiye’ye yayıldı. Yaşadıkları yerlerde her birinin birkaç köpeği, birkaç kedisi, birkaç kuşu oldu. Gerektiğinde bir köpeği sıkıştığı gemi makine odasından kurtardılar, gerektiğinde yağmurda ana caddeye çıkan sümüklüböceği bahçeye geri koydular, yollarının üzerine çıkan her sokak hayvanıyla ilgilendiler. Hamile kedilerin tavuk etini, sütünü hazırlayıp yavrularını sahiplendiler. Hayvan sevgisini kendilerinden küçüklere de öğrettiler. Ben de köpek arkadaşım Gaco’yu buldum. Bir de bu kitabı yazdım.”
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.