Türkiye tarihinin en kapsamlı ve en iddialı ekonomik istikrar programını 1999 yılı sonunda uygulamaya karar verdi. Aynı yılın ilkbaharında genel seçimler yapılmış ve üç partiden oluşan bir koalisyon hükümeti kurulmuştu. Böylesine iddialı bir ekonomik programın uygulamaya konulması için, iş başındaki hükümetin Meclis'te çoğunluğu da olsa, siyasi koşullar uygun değilmiş gibi görünüyordu. Hükümet, ilk bakışta ekonomik istikrarı sağlayabilecek güveni vermiyordu.
Türkiye ile geçmişteki deneyimlerini göz önüne alan IMF istikrar pogramını destekleme kararı almadan Türkiye'den bir dizi ön tedbirlerin alınmasıı şart koştu. Bu bağlamda, yeni bir Bankalar Kanunu hazırlandı. Kanun 1999 yılının haziran ayında Meclis'ten geçti. IMF ve Dünya Bankası'nın talepleri doğrultusunda aralık ayında bir dizi değişikliklere tabi tutuldu.
Gelinen noktada, kriz, bir-iki ufak önlemler alınarak durdurulacak bir aşamayı geçmiş bulunuyordu. Bankalar %35 faizle aldıkları Hazine bonolarını yüzde 100'ün üzerinde borçlanmalar yaparak taşıyabiliyorlar. Kasım kriziyle beraber faizlerin artmasıyla bankacılık sektörü ciddi boyutlarda zarar etti. Şubat ayında dalgalı kur sistemine geçerek dolar fiyatının 685,000 liradan 1.3 milyon liraya fırlaması banakacılık sektöründeki dövizdeki açık pozisyonlar nedeniyle bankalarda bir başka zararın oluşmasına neden oldu. Yapılan tahminlere göre, Kasım ve Şubat krizlerinin bankacılık sektöründe neden olduğu zarar yaklaşık 25 milyar dolardır.
Bu kitapta istikrar programının uygulanmaya başlamasından programın rafa kaldırılıp ekonomiyi onarımı zor bir çöküşe terk etmemize kadar olan dönemdeki Hürriyet ve Radikal gazetelerinde çıkan yazılarımızı topladık. Yazılar bir araya getirildiğinde istikrar programını yumuşak karnı, uygulamalarındaki eksiklikler ve yapısal reformların savsaklanmalarının sonuçları çok daha iyi görülüyor. Çıkıcak krizlerin ayak sesleri çok daha iyi duyulabiliyor. Bu kitapla Türkiye ekonomisinin çok önemli bir bölümüne ışık tutmayı amaçladık.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.