Bu kitaba rengini veren düşüncenin özeti şudur: Türkiye halkı, bağımsızlık ve demokrasi mücadelesinde geçmişin bütün olumlu mirasını kavramak, devralmak ve benimsemek zorundadır. Bir yandan, küreselleşme ve Yeni Dünya Düzeni kavramları altında çokuluslu şirketler; iç pazarı bütünüyle ele geçirmek ve istedikleri gibi at oynatmak için bağımsızlık düşüncesini yok etmeye, mazlum bir halkın ayaklanarak elde ettiği kazanımları teker teker geri almaya çalışırken; diğer yandan, bu kazanımları, bağımsızlık mücadelesinin sembollerini küçümseyen anlayışlar görülmektedir. Şurası kesindir ki, resmiyetin 1980'li yıllarda ve bugün kullandığı Atatürkçülük, 1920'li, 1930'lu yılların Kemalizminden ne kadar uzak hatta ona ne kadar zıtsa, bugün Akif'i kullananlar da, Meşrutiyet dönemi, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı yıllarındaki Akif'ten o kadar uzaktırlar. Şimdiki Akif yazarları arasında, onu yalnız Abdülhamit'le değil, Vahdettin, Damat Ferit ve Ali Kemal'le bile barıştırmaya çalışanlar vardır. Mehmet Akif'i yapabildikleri kadar sağa çekmeyi meslek edinenler, onunla ilgili yazılarda ve kitaplarda tahriflere bile başvurmuşlardır. Kullandkları yöntemlerden biri de gerçeği gizlemektir. Onun Kurtuluş Savaşı yıllarında Kastamonu camilerinde yaptığı konuşmalarda emperyalizme karşı Bolşeviklerle işbirliği yapılması gerektiğini belirten kısım bilerek atlanması ve yok sayılması bunun bir örneğidir. Elinizdeki kitapta Akif'le ilgili hiçbir temel olgu atlanmamış, Akif'in dünya görüşünün tam olarak belirebilmesi için bütün yazı ve şiirleri ele alınmıştır.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.