P>1983 yılına kadar elektrik üretmiş olan Silahtarağa Elektrik Santralı'nı kültür, sanat, eğitim ve sosyal sorumluluk platformuna dönüştürme sürecini başlatırken, "santral" sözcüğünün işaret ettiği maddi hayatı dönüştürme misyonunu tinsel ve zihinsel hayata doğru genişletme kararını da vermiş oluyorduk aynı zamanda. Kültür dünyasının özgün bir yoğunlaşma bölgesi olarak "sanat"la ilişkimizin, santralistanbulun yeni misyonuna biçim verecek çetrefil ve zorlu alanlarından biri olacağının farkındaydık. Bununla daha işin başında yüzleşmek istedik. Çünkü Silahtarağa Santralı'nın İstanbul'un maddi hayatını köklü biçimde dönüştürdüğü 20. yüzyıl boyunca sanatın kendisi de olduğu yerde kalmamış, kullandığı araç gereç, üretiliş koşulları, tanımlanış ve algılanış biçimleri bakımından varoluşsal dönüşümlere uğramış, geleneksel nesnesi olan insani ve toplumsal haller kadar kendi kendisiyle de uğraşmış, sınırlarını zorlamıştı.santralistanbul'un yeni yaşamını bu çetrefil hikayenin Türkiye ortamındaki tezahürleriyle başlatmak istedik. Bütün dünyayla birlikte Türkiye'yi de dipten doruğa sarsan bir toplumsal dönüşüm eşiği olarak 2. Dünya Savaşı sonrası, Türkiye modern sanatı için de kayda değer bir dönüm noktası idi. Modernleşmenin sonuçlan İle daha önceleri de yüzleşilmişti. Ancak Türkiye sanat ortamında, modernleşmeye verilen karmaşık bir reaksiyon olarak Modernizmin, içinde tutum takınılacak bir hareket alanı olarak benimsenmesi bu tarihten sonra gerçekleşmişti. O nedenle 1940'ların sonu ile başlayıp 2000'lere dek gelen süreyi konu edinmeyi tercih ettik.Öte yandan da bu sürecin liderliğini yapan akademik bir kurum olarak böyle bir serginin bazı hazır kanaat ve görüşlerin değil, santralistanbul'un yeni misyonu tarafından harekete geçirilmiş bir çalışma sürecinin ürünü olarak ortaya çıkmasını istiyorduk. Düşüncelerimizi bu dünyanın İçinden aktörlerle paylaştık. Görüşlerini ve desteklerini aldık. İki yıla yayılacak yoğun ve zahmetli bir grup çalışması yapmaya eğilimli olanları bir küratörler grubu olarak biraraya getirdik. Bu çerçeve içinde çalışabilecekleri bir ortam oluşturmayı vaad ettik. 50 yıllık Türkiye sanatını değerlendirme, yorumlama ve sergileme çalışmasına liderlik eden küratörler İstanbul Bilgi Üniversitesi'nİn lojistik imkânlarının yanı sıra,Gerek yerleştirme ve sıralama, gerekse boyutları gibi nedenlerle yanlış basılmış olan görseller küratörler ile sanatçılarının görüş ve uyarıları dikkate alınarak düzeltildi. Bu yeni baskıda görseller yapılış ve sunuluş amaçlarına daha uygun bir şekilde yayımlanıyor.Sergi kapandıktan sonra geriye bu nesne-kitap kalacak, santralistanbul'un açılışını simgeleyen bu serginin başlattığı dönemsellik, kurgu, eser seçimleri, sanatın mimari mekânı türünden tartışmaların ise daha uzun müddet yaygınlaşarak sürmesini diliyoruz. Türkiye'nin yarım yüzyılı aşkın sanat tarihinin kökleri, köşe taşları ve önemli sorunsallarına dikkat çekerek sanat tarihimizi bütünsel bir ele alışla yeniden yoruma açmayı hedefleyen "Modern ve ötesi" sergisinin, sergi kapsamında düzenlenen panellerle ve çeşitli mecralarda yayımlanan eleştirilerin de katkısıyla bu hedefine bir ölçüde yaklaştığını düşünüyoruz. Elinizdeki kitabın, daha sonraki baskılarında, söz konusu tartışma ve eleştirilerin de eklenmesiyle, Türkiye sanat tarihinin yorumlanmasında bir esin kaynağı ve bir referans kitap olmasını umut ediyoruz.Serginin gerçekleşmesini sağlayan sanatçılara, sanatçı varislerine, koleksiyonerlere, müzelere ve diğer kurumlara bir kez daha içten teşekkürlerimizi sunarken, sergi sırasında aramızdan ayrılan iki sanatçımızı, Saim Bugay ve Hüseyin Bahri Alptekin'i derin bir üzüntüyle anıyoruz.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.