İkinci Abdulhamit'ten bu yana epey zaman geçti. Kuşkular üstüne kuşkular geldi; 20'inci yüzyılı boydan boya yardık; 21'inci yüzyılın eşiğine geldik. Ne var ki ne İkinci Abdülhamit konusu güncellikten tüştü ne de sansür. Bu gün ikisi de gündemdedir. Abdulhamit bugün bir yandan devlet televizyonunda olduğunddan başka bir biçimde gösterilmeye çalışılıyor; öte yandan sansür yöntemleri şu veya bu devlet ve toplum yaşamında işletiliyor. Bugün Türkiye'de hapishaneler ayr bir dünya oluşturuyor; ülkenin çoğu genci, aydını, siyasal tutuklusu dört duvar arasında yaşıyor. Bu kitlenin okuyacağı yayınları bir tür sansür görevlileri elden geçiriyorlar. Sonra öğrenci yurtlarında yaşayan yüzbinlerce gencin okuyacaklarını saptayan ve kimi yasaklar koyan sansür görevlileri de işlerini kendi kafalarının yettiğince yürütüyorlar. Toplatılan, yurda sokulması yasaklanan yayınlar bir ayrı konuyu gündeme getiriyor. Sinema ve video alanında ise sansür, tam anlamında ve bütün Türkiye için geçerlidir. -İlhan Selçuk-
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.