"Nasreddin Hoca'yı böyle bilmezdik". Bu cümle, ufkumuzda, "biz Hoca'yı böyle istemiyoruz"un bir çevirisi olarak belirdi aslında. Karagöz metinlerinde olduğu gibi ayıklanmış, aklanıp paklanmış, bu yoldan yükü atılmış bir "corpus"te uzlaşılmasıydı amaç; aşırılık fazlalıktı, halk kaynaklı bir bilgeliğin halkı korumak, ola ki kendinden korumak için törpülenmesiydi hedeflenen. Boratav'ın ulaştığı elyazmalanna şüpheyle bakanlar gördüm, duydum.Tersine, kök kültürün açığa çıkarılmış bu boyutundan gönenç duymak gerekmez miydi? Yakası açılmadık Carmina Burana şarkılarının, Villon'un ağzıbozuk şiirlerinin, Gargantua'da patlayan şen bilim dilinin bir karşılığının bu topraklarda da duyulmuş, yayılmış olduğunu öğrenmekten bir gurur payı çıkaramaz mıydık? Olduysa bile, akıl erdirilmesi güç bir suskunluk eşliğinde olmuş olmalı: Boratav'ın Nasreddin Hoca'sıyla ilgili, on yıl içinde dişe dokunur bir yorum, bir çözümleme değeriendirme girişimine rastlamadım. Nasreddin Hoea: Zaman zaman ne kadar çağdışı kaldığımızı gösteren çağdaşımız değil midir? Boratav'ın Nasreddin Hoca'sı, kültür birikimimizin bir avuç temel, kaynak metni içindeki yerinden bakıyor. Biz onu görebilecek miyiz, gözgöze duracak yürekliliği gösterebilecek miyiz - bu karşılaşmadan kazanımlıçıkıp çıkmamak hala elimizde.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.