P>Neş'e Erdok'un, belli bir diziye dönüşecek şekilde, öngördüğü konular ile resim dili arasındaki örgensel bağıntı, handiyse bir sismograf duyarlılığıyla kaydettiği öznel yaşantı içeriği ve deneyimlerinin gizemli tutanağıdır. Buna göre her tuval, "kendi beni"yle hesaplaşma vesilesine çevirdiği güncenin farklı malzemede eklemlenmesine imkan veren boş bir satıhtır ilkönce. Ancak, bütünüyle gözleme dayalı, günbegün yaşanmış olanın kaydına yönelik bir günce söz konusudur burada.
Erdok'ta -en azından ilk bakışta-, salt imgelem gücüyle temsil edildiği (sahneleme) izlenimi veren herhangi bir görüntü, özünde fiilen yaşanmış olanın yer aldığı bir tarassuf iradesiyle iç içedir esasen. Erdok, özdeksel yönüyle figüre değil, yaşanmakta olana delercesine bakar. Dolayısıyla dış dünyadaki karşılığını açıkça algılayabildiğimiz şey, alışılmış figür tanımının çok ötesinde, o sahne ile ben'i arasında kurduğu birebir ilişkinin tecessümüdür son tahlilde...
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.