"Sürgün" kelimesi hemen herkesin anlayabildiği ve insanlık tarihi kadar eski bir kavramdır. Aynı zamanda geçmişten günümüze kadar özünü ve değerini muhafaza etmiştir. Bu açıdan bakıldığında, insanı konu alan ve onunla varlığını sürdüren bir olgudur. Bu şekliyle 21. yüzyılda bile kendisinden söz ettirmektedir. Sürgünün kendi başına da bir anlamı vardır. Ancak coğrafya, siyaset, nüfus, iktisat, sosyal yapı, v.b. gibi ifadelerle ilişkisi kurulduğunda çok daha geniş anlamlar ifade ettiği görülecektir. Osmanlı tarihi boyunca da sürgünün nasıl ve ne şekilde uygulandığı bu konudaki çalışmaların azlığı yüzünden meraka şayan bir konudur. Osmanlı Devleti'nde sürgün ve iskân arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Bazen sürgün iskânı, bazen de iskân sürgünü kapsayabilmektedir. İlk dönemdeki sürgün hareketleri cemaat ve aşiretleri yeni fethedilen yerlere iskân şeklinde tezahür etmiştir. XVIII. yüzyıldan sonra ise ceza sürgünlerinin arttığı ve içe dönük göçlerin yoğunlaştığı görülmektedir. Bu devletin askeri başarısızlıkları ve sosyo ekonomik yapısıyla yakından ilgilidir. Bu kitapta, sürgün kavramı, sürgünün tarihi gelişimi ve Osmanlı ceza hukuku hakkında genel bilgiler yeterli ölçüde verilerek, Osmanlı Devleti'nin sürgün siyaseti arşiv belgelerinde bol miktarda verilen örneklerle ele alınmaktadır.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.