(...)
Makale yazanna göre, her halk kendi ildîminin lisânım söylemektedir. Türkçe şiirde ve nesirde uzun asırlar Arapça ve Farsça'nın etkisinde kalmıştır. Bugün arak "dîde-i hûnîn'', "hûn", "sirişk", "dümû" kelimeleri yerine, "göz", "kan", "göz yaşı" kelimeleri söylenmektedir. Türkçe'deki izafet terkipleri gözden düşmüştür. Sarf; nahiv ve şîvede Türk ağızlan aranmaktadır. Milletin zevkinde samimiyete doğru doğal bir akış olmaktadır. Çok sık kullanılan "bahr" kelimesi artık çirkin bir kelime olmuştur. Eskiden çok kullanılan semâ, tîğ, seyf, şemşîr, bârân, sefine, keştî, saika, bârika kelimeleri yerine bulut, kılıç, yağmur, gemi, yıldırım, şimşek kelimeleri kullanılmaktadır.
(...)
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.