Kafkasya, stratejik öneminden dolayı tarihte pek çok milletin ve devletin ilgi alanı olmuş ve bir dönem de Osmanlı Devleti'nin kuzeydoğu sınırını oluşturmuştur. Osmanlı Devleti, 1829'da imzalanan Edirne Antlaşması ile, bölge üzerindeki hakimiyetini kaybetmişse de sonraki dönemlerde, bölgeyi elde tutmak için büyük mücadeleler vermiştir. Bu dönemde bazı Avrupalı devletler, Osmanlı Devleti'nin karşısında yer almış ve bölgedeki Ermenileri kullanarak kendi paylarına çıkar sağlamaya çalışmışlardı. Kafkasya'daki zengin yer altı kaynakları, petrol ve maden yatakları, yapılan bu mücadele de çıkar çatışmasının temel noktasını oluşturmuştur. Kısaca Osmanlı Devleti'ni parçalama senaryolarının uygulama alanına konulduğu XIX. yüzyılda, Kafkasya gibi stratejik bir değeri Türklerin elinden almak için son derece büyük planlar uygulanmıştır. Ermeniler ise takip edilen bu planların başrol oyuncusu olmuşlardır. Günümüzde Türkiye'yi soykırım yapmakla suçlayan devletler ne yazık ki, 1905 - 1920 yılları arasında Kafkasya Bölgesinde özellikle Revan'da Ermeniler tarafından gerçekleştirilen Türk soykırımına göz yummuşlar ve hatta Ermenileri bu konuda desteklemişlerdi. Gerçek soykırımına göz yummuşlar ve hatta Ermenileri bu konuda desteklemişlerdi. Gerçek soykırım Revan bölgesinde yaşanmış ve halkın %80'ini oluşturan Türkler tamamen soykırıma tabi tutulmuş veya bölgeden sürgün edilmiştir. Bugün Revan ve çevresinde Türk nufusunun yaşamadığı gerçeği göz önüne alındığında, gerçek suçlamanın kime veya kimlere karşı yapılması gerektiğini de ortaya çıkarmaktadır.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.