(...)
Devletleşmiş kapitalizmin, yeniden devletsizleştirildiğini, sosyal hizmetlerin iptal edildiğini, devletin vergileri ve bütçe giderlerini azaltmaya çalıştığını, müdahale kapasitesinin za-yıflatıldığını, kamu sektörünün daraltıldığını, piyasa ekonomisinin yeniden ön plana çıkarıldığını ve piyasa mekanizmasının tam boyutlarıyla işletilmeye çalışıldığı görülmektedir.
Bütün bu gelişmelerle devlet alan olarak küçültülüyordu. Ancak etkinlik ve güçlülük yönünden de kuvvetlendirilmeye çalışılıyordu. Zîrâ devlete yine ihtiyaç duyulmaktaydı. Yalnız bu devlet artık sosyal anlayıştaki devletten öte, ekonomik çıkarların çatıştığı ortamda güçlü ve yansız davranabilecek bir devlettir. Üstelik bu devlet sadece güçlü olarak kalmamalıdır, her cinsten görevini şaşmadan yerine getirmelidir. Sistemi kapitalistlere karşı bile korumalıdır. Öyle ki; kârlılık peşinde koşmaya, verimlilik ilkesinin çizdiği yoldan farklı bir yolla kalkışan ve uğradıkları zararları toplumun sırtına yüklemeye yeltenen kapitalistlere dahi yapılmalıdır. Bu bakımdan güçlü ya da otoriter devlet, bu çerçevede düzeni ve devlet otoritesini korumak için zorunludur.
(...)
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.