P>"İnsanın hayal etme gücünü düşünüyorum.Odanda, yatağında yatarken denizin dalgalarını, sesini hayal edebiliyorsun. Dalganın gelişini, köpükleri, ya da sakin, kendi halindeki dalgaları... Minik minik devrilişleri. Azıcık ses çıkararak. Azıcık köpürerekBaharı hayal edebiliyorsun. Çiçekleri, renkleri. Baharın ılıklığını. Tenine dokunuşunu.Aşkı hayal edebiliyorsun. İçinin titreyişini. İstemeyi, kızmayı, sevmeyi, kaybetme korkusunu düşünebiliyorsun, hissedebiliyorsun.Ama ölümü düşünemiyorsun.Sevdiğin birini kaybetmenin verebileceği acıyı. İçinin kavrulduğunu, çaresizliği. Ona mutlaka söylenmesi gereken ne çok şey olduğunu.Bir de insanı cezaevinde düşünemiyorsun. İnsan kafesi."
12 Mart döneminde çocukluk ya da gençlik yıllarını yaşayan, gelişime, değişime, dönüşüme kapalı, iktidara karşı muhalefet etme hakkını kullanırken kendni sıcak politikanın ortasında bulan bir kuşağın yaşamı 12 Eylül 1980 günü karanlık bir belirsizliğe dönüştü.90'lı yıllar, aynı yaşlarda aynı dönemi yaşayan insanların kendini tanımaya, yaşadıklarını, beklentilerini ve sonuçları sorgulamaya başladığı yıllardı.Elinizdeki kitap bu tanıma ve sorgulama çabalarına mütevazi bir örnek. Aynı süreci yaşamış binlerce insan için çok da yabancı sayılmayacak bir dizi olay, geçmişe eleştirel bir bakış.Kitapta anlatılan olayların tamamı gerçek, kişi adları zorunlu olanlar dışında değiştirilmemiş, kamuoyunun da bildigi, tanıdığı kişiler. Yazar olayları ve kişilerin davranışlarını doğal olarak kendi süzgecinden geçirmiş, yorumlamış. Bu gerçek hikaye kadın ve devrimci olarak bir insanın Türkiye'nin yakın geçmişine bakmasının da hikayesidir.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.