1960’lardan sonra sosyoloji ve sosyal teori alanlarında teorik yaklaşımların şaşırtıcı ölçüde artması ve diğer disiplinlerden birçok düşünce ve kavramın alınması, bilim üzerine sosyal araştırmalarda yeni sorunların sorulmasını mümkün kıldı. Bu değişim klâsiklerin ele alınış biçimine de yansıdı. Klâsik sosyal teorisyenler; günümüz için hâlâ güçlü kavrayış kaynakları olabilecek özel düşünürler olmanın yanı sıra, yeni ve çok daha yoğun bir tarihsel araştırma ve değerlendirme türünün inceleme nesnesi haline gelmektedir.
Klâsikler bu yeni önemi nasıl kazandı? Sosyoloji ve sosyal teori arasında nasıl bir ilişki vardır? Sosyal teori projesinin çağı artık geçmiş midir? Sınıf gibi istikrarlı toplumsal ‘gerçeklikler’ temelinde teoriler geliştirme çabalarının gücünü yitirdiği ve anlamsızlaştığı ‘postmodern’ bir durumda mıyız? Günümüzde kimlikler çeşitliliğinin yarattığı ciddi problemleri çözmek için sosyal teori dönüştürülebilir mi?
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.