Senin bir iş çıkışın vardı. Akşamdı posta kutusunda soluğun yetiyordu derin yenilginin dem çubuğunu içerken. Uzun uzun öpüşüyordun çünkü soluğun yetiyordu ben sende can simidiyle yüzer sanki yapıyordum. Boğuluyordum elbet, boğulmak da buzla gerçekleşecek şey kentin yeraltı suları doyuruyordu; ama bir Asya kalıyordu sensiz. Ankara'ya binmiyorum uzundur çünkü denizleri var hatta dört tarafı deniz, bunu bir adressiz turaç söylüyordu. Şimdi bir havuzlu kahvede oturup öyle nargile içmek Cemal Süreya gelsin ceketinin iç cebinde köylü tütünüyle. Üsküdar'ı alan atı geçsin, unu bozan bir şey olsun küflü Bizans sen işten çık, yüz bin yıldır güneş upuzun batarken Şeyh Bedrettin'e. Kemiklerimiz daha dayanır bıçaklara, etimizi de sevgili yer bakma böyle evde çoban olduğuma, kavgada yaradan kesilirim. Terliyorum, de bir şeyler unutmuş olayım şeytan sofrasında defne sabunu elimde hem, camdan bakınca hamamdayız!
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.