Susurluk'ta ortaya çıkan tablo, kirli ilişkiler ağının tek tablosu değildi. Aslında tablo çok daha karmaşıktı. Ve tabii ki onun içinde yer alan kişi ya da örgütlerin özellikleri de... Türkiye'nin son otuz yıldır yaşadıklarının kısa bir değerlendirmesi bile insanın, bir çırpıda çok sayıda tablo üyesi saymasına yetiyordu: Bekir Çelenk'ler, Abuzer Uğurlu'lar, Yaşar Avni Musullulu'lar, Abdullah Çatlı'lar, Cem Ersever'ler, Ömer Lütfi Topal'lar, Erol Evcil'ler, Yeşil'ler... Ve ayrıca olan bitenlerin incelenmesi; tablo üyelerini yaratan ve geliştirenin kendileri değil, içinde bulundukları sistem olduğunu gösteriyordu.
Elinizdeki kitap, yukarıda adı geçenlerle onlara benzer başka birçok kişiliğin yaşantısından çarpıcı kesitler sunmaktadır. Ayrıca onların eylemlerinden ve içinde bulundukları sistemin işleyişiden de...
Susurluk'u bu sistemin özel adı olarak kabul etmek, Susurluk'un vahasını, yani her türlü kaçakçılıktan ve illegal faaliyetten beslenen kirli paranın kaynağını da 'gümrük' kavramıyla genelleştirmek bizi -gerçek olmayan- bir yere götürmektedir;
Susurluk Gümrüğü'ne...
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.