"Namus cinayetleri" neden işlenir ve toplum neden bu tür cinayetleri genellikle hoşgörüyle karşılar? Yasal düzenlemeler ve yargılamada karşılaşılan sorunlar nelerdir? Bu tür cinayetleri işleyen alt sosyal katmanlara mensup bir insan ile kanun koyucu ve yasa uygulayıcıları arasında, namus kavramına bakış açısından bir fark var mıdır? Kadınlar neden çaresizdirler? Devlet, kadın vatandaşlarının yaşam hakkını korumakta neden âciz kalmaktadır? Uzayıp giden bu tür soruların yanıtları ve çözüm yolları için objektif bakışla yazılmış bir kitaba gereksinim vardı. İstanbullu olmakla birlikte, yaşamımın on üç yılını bölgede geçirmiş, kadın sorunları üzerine - hiçbir kurum ya da kimseden maddi destek almadan - araştırmalar yapan bir kadın avukattım. Bu özellik bana, bölge kültürünü gözleyebilme ve konuya yansız
bakabilme olanağını sağlıyordu.
Üstelik, Urfalı Sevda Gök'e tanıklık borcum da vardı. Varsın cinayet davasına müdahil olma talebim reddedilmiş olsun. Sevda Gök, pek çok kişinin bulunduğu bir sokakta yere diz çöktürülmüş ve küçük kardeşi tarafından boğazı kesilmişti! Tanıklık borcum vardı, Kilisli Şenel Habeş'e. Eski kocasının ölüm tehditleri üzerine yanıma gelip yardım istediğinde hukuksal işlemlerini yapmıştım. Ama bir gece sokakta boğazının kesilmesini engelleyememiştim.Viranşehirli Gönül Aslan'a da tanıklık borcum vardı. Zalim Fırat bile gırtlağını sıkan cellatlarla işbirliği yapmamış ve kıymamışken ona, mahkemede yargıçlar tarafından suçlanmıştı.Adliye arşivlerinde dosya incelerken boğazıma düğümlenen birer hıçkırık olarak kalan nice kadının kısacık yaşamına tanıklık borcum vardı...
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.