P>Türkiye Cumhuriyeti'nin, bir yandan ortaklık mevzuatı kapsamında AT ile olan yoğun ilişkileri, diğer yandan AB dolayısıyla Avrupa Toplulukları ile katılım ortaklığı kapsamında tam üyelik hedefine yönelik ilişkileri düşünüldüğünde, tam üyeliğin gerçekleşmesi salt Türkiye Cumhuriyeti'nin yükümlülüklerini yerine getirmesi ile sağlanamaz. Bu konuda, AB'nin de olumlu bir yaklaşım içerisinde olması gerekmektedir. Komisyon'un 6.10.2004 tarihinde kamuoyuna açıkladığı Türkiye Cumhuriyeti'ne ilişkin Düzenli/İlerleme Raporu, ilişkilerin geleceği hakkında yeterli açıklamalar içermektedir. Bu Rapor'un siyasi mahiyette olduğu, AB Konseyi'ni dolayısıyla AB Bakanlar Konseyi'ni hukuken bağlamadığı iddia edilse de, içerdiği değerlendirmeler ve tavsiyeler şüphesiz Türkiye-AB ilişkilerinde belirleyici olmaktadır. Komisyon'un, Türkiye Cumhuriyeti le tam üyelik müzakere sürecinin başlatılması konusunda tavsiyede bulunması, Türkiye Cumhuriyeti ile AB arasındaki ilişkilerde, dikkatleri tam üyelik müzakere sürecine çevirmiştir. Taraflar arasındaki müzakere sürecinin kısa sürede sona ermesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin lehine olacağına şüphe yoktur. Ancak, temenni etmemekle beraber, müzakere sürecinde olumlu bir sonucun alınmaması halinde, muasır medeniyet seviyesine ulaşmak için ulusal düzeyde reformları sürdürmeye devam etmek gerekir.Aslında bu reformları, Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve inkılapları doğrultusunda şimdiye kadar gerçekleştirmemiz, bizim için vazgeçilmez bir ödev olmalıydı. Türkiye Cumhuriyeti Devlet ülkesi üzerinde yaşayan kişilerin insan haklarını ve temel özgürlüklerini, hukukun üstünlüğünü ve demokrasiyi hak ettikleri gerekçesiyle bu reformların yapılması, temel bir amaç olmalıydı.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.