p>(...) Zâten eski Türk siyasal geleneğinde Türk kağanının töre koyma yetkisi de hâkimiyetinin ilâhî kökenli oluşundan gelmiştir. Çünkü bu yetki ilâhî desteğe sahip büyük hükümdarlara yani kağan ünvânı taşıyanlara verilmiştir. Bu ünvânı taşımayan hükümdarlar töre koyamazdı. Türk devlet geleneğinde töre "Tanrı'dan gelen hâkimiyet" anlayışından ayrı tutulmazdı. Onun için bir kağan özellikle de devlet kurucusu olan Türk kağanı bu durumunu ortaya koymak için mutlaka bir töre oluştururdu.10 Böylece kağan tarafmdan konulan töre yoluyla mevcut gelenek ve inançlar vücût bulmaktaydı. Osmanlılar da dâhil Türklerin kurdukları devletlerde kağana âit bu töre anlayışı devam etmiştir.11 Kaynaklara göre Tanrı buyurmadığı ve devlet olmadığı takdirde hiç kimse kağan olamazdı. Böyle bir kimse kağan olamayacağı gibi kağanlıktan da düşürülebilirdi. Bu da bize kağanlığın bir kutsallık taşıdığım, yani karizmatik bir yönü bulunduğunu; fakat hiçbir zaman Tanrısal veya olağanüstü bir kimlik taşımadığını göstermektedir. (...) -Kitabın İçinden sayfa 27-
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.