İktidarın sınırlanması ya da iktidarların bile müdahale edemeyeceği bireysel alanların yaratılması ve güvence altına alınması sorunu olarak insan hakları, özellikle modern devletin doğuşu ile belirginleşen bir kavram ve uluslardan uluslararasına doğru bir gelişim eğrisi çizen bir oluşumdur. Bununla birlikte, felsefi-düşünsel temelleri bakımından, birey-toplum, hak-özgürlük-ödev denklemleri ekseninde temellendirilmesi açısından ele alındığında, hem tarihsel arka yüzün derinliği farkedilmektedir ve hem de farklı kültürlerden çevrelerin ürünü olduğu saptanabilmektedir.
Kitap ile ilgili henüz yorum yapılmamış.